P e r s o n a l i t y

Kendinizi nereye ait hissederseniz oralı mı oluyorsunuz, yoksa nerede doğduğunuz gerçekten önemli mi ?
Yeniden doğma kavramı sahiden var mı? Varsa bir çok insan neden yeniden doğma fiilini layığı ile yerine getiremiyor? Ya da hayatın bizi zorladığı nevrotik durumlarda viral toplumsal normların içinde kapitalist rejimin çarkları altında ezilirken doğunun parlayan ışığı İslami olmayan İslami felsefenin etiği altında kaldığımız için yeniden mi doğamıyoruz ? Yoksa bu sadece manik-depresif bir insanin kendini iyi hissetmek için söylediği şizofrenik bir yalan mı ?



Yaşam bir çok insan için fobi haline gelmeye başladığı şu günlerde popülerizmin kültleri başlığı altında incelemeye başladığım Türk sosyolojisinin - Türk halkının %82 kimin nasıl para kazandığı veya kimin ne iş yaparak göz önünde bulunduğu ile ilgilenmiyor. Torpilli dergilerde yazsın ya da o aptal kutusunun içinde high fashion looklar olsun yeter.- durumunu tek kelime ile özetlemek istersek "HÜLOOĞĞĞ" sözcüğünü litaretürümüze alarak sanırım kendi içimizdeki anlam kargaşasına son verebiliriz diye düşünüyorum. Hele ki Freud şu dönemlerde yaşasaydı şahsi fikrimce tıp ilmini bırakıp kabzımal olurdu.Türkish People ve The Others diye bir genelleme yapıp işin içinden çıkamayarak Mustafa Kemal'den önce "beni Türk tabiplerine emanet edin" diyebilirdi. Zira açıklayamadığımız olgular insanda -homosapiens- iştah kabartır. Bu bilindik, gündelik bir bilgidir.

Insan neden birine ihityaç duyar ki? Yeteri kadar sosyal bir varlık zaten.İstediği zaman yer,içer, uyur... İstediği zamanda tavaşanlar gibi sevişebilir.İnsan istediği her şeyi yapabilecekken neden kendi dışında başka bir varlığın nefesine ihtiyaç duysun ki? -Zucker darling sen olmasan biz ne yapacaktık. Facebook git gide Mark Zuckerberg ile dest-i izdivaç programına dönüyor.Ama bu izdivaç Müt'a -gillerden. Anladın sen.- Hani neden birini sevmek, sevilmek ve benzeri duyguları bir başka insanla paylaşmak istiyoruz? Tamamiyle doyumsuzluk bence. Ya da bencillik. Birisinin seni sevmesi istemek kadar çılgınca bir şey yok. Aşk çılgınlıktır. Hatta delilik.



Evet. Aşk deliliktir bence. Bir orospunun kral olması kadar imkansız, ateistin Allah diye bağırması kadar anlamsız aslında aşk. Ve aşk... Galata Kulesi'yle, Boğazın oynaşması kadar şehvetli, neyzenin nefesi kadar da kuvvetli. Sanırım tezatlık yaradılışımızdan geliyor.

Yazarın söylemek isteyipde, söyleyemediği nokta şurası; yahu aşık olmak iyi güzel de... Kime ?

P.S.: Sizinle paylaşmak istediğim bir isim var. Kendini benim çok sevdiğim bir arkadaşım olur. Çalışma azmine her zaman hayran kaldığım, üretkenliği ve zekası takdire şayan bir isim; Bugra Levent. Kendisi Unspoken'da editör, theMagger'da yazar ve dahasına kendisinin twitter accountu aracılığı ile ulaşabilirsiniz. (isme tıklamanız yeterli) Eminim ki (emin olmasam yazmam) kendinizden bir parça bulacaksınız, ya da yaratacaksınız.

E.Ozden

1 yorum:

j.d. dedi ki...

Ben burdayken aşık olacam ama kime diyorsun ya darıldım :D
Şaka bi yana bi çılgınlık yapmak gerek ama cidden kiminle sorusu en önemlisi..