Obsession 0.1 | Black

Hep böyle bir seri yapmak istemiştim. Ama ya zamanım olmadı ya da içimden gelmedi. Kendi içimde bir tükenmişlik sendromu yaşadım ama... Bunun etkisi daha ne kadar sürecekti bilemiyorum. Taa ki buna kendim son verene kadar.

Yepyeni bir seri ile tekrardan karşınızdayım. Çarşambaları "Holly Wednesday"den sonra Cumaları "Obsession" serisi ile haftanıza ilahi bir tat katmaya geliyorum. Lafı uzatmadan başlamak istiyorum. Aslında çok heyecanlıyım.



Siyah aslında bir çoğumuz için - teknik olarak hepimiz için geçerli- kurtarıcı etki yaratır. Hem zayıf gösterir, hem kir belli etmez -saki dertsiz masa örtüsünden bahsediyorum-, şık ve zengin gösteren bir yapıya sahip olan siyah aslında bütün bunların yanında çok derin manalar taşır. Gizemlidir aslında siyah. Merak uyandıran bir renktir. Bir o kadar da kasvetlidir. Ama bir gerçek vardır ki hepimiz siyaha OBSESSİFİZDİR.


Sanırım siyaha en çok yakışan bir renk varsa o da beyazdır sanıyorum ki. Bir laf vardır pantalonu gösteren ütüdür, kadını gösteren kürküdür diye boşuna dememişler ama değil mi?! Hoş gerçek kürke karşıyım...  Hemde kürkten nefret edercesine karşı olan bir insanım. Ama şu boklu kış aylarında (her yerin çamur olması bende bu iğrenç çağrışımı yapıyor. İyi bir psikaanalist bulmam lazım, biliyorum) kürk -yapay olanı- bize ciddi anlamda anifreeze etkisi yaratıyor. Nasıl mı ? Şöyle; soğuk diye insanlar sokaklara küçük kozmonotlar, NASA astronotları gibi çıkıyorlar. Kafalarına 7843 kere doladıkları atkıları ve taktıkları şapkaları ile adeta ayda yürüyenler seti filmi figuranları gibi ortada dolaşıyorlar. Kürk, bu görüntüyü hem ortadan kaldırıyor, hem de sıcak tutuyor.Sanırım herkese lazım bir yapay kürk ha ?







"Siyahın en iyi anlaştığı renkler beyazdır beyaz!" derken doreyi söylemeyi unutmuşum. Bu çok farklı bir enerjisi olan bir renktir. Seni çok zenginde gösterebilir. Çok ucuzda ama bir gerçek var ki siyah ile bütünleştiği zaman ucuz olman imkansız. -en azından görünüş olarak- Her ne kadar ruhun paçoz olursa olsun siyahın elaganitesi içine birazcık dore, bir tutamda beyaz serpiştirip kulak memesi kıvamına gelinceye kadar karıştırırsak sanırım enfes bir görünüm ile hoş bir uyum ortaya çıkacağını düşünüyorum. Siyah bu. Ne yapacağı belli olmaz.











Benim tercihim her zaman Harry Winston'dan yana olmuşdur. Ama Cartier'in bu klasik çizgisine bayılıyorum. Bana hep Audrey Hepburn'un Tiffany'de Kahvaltı filmini anımsatıyor ki bu collageı ondan ilham alarak hazırladım. Dikkatli bir biçimde incelendiği zaman markaların kendi standart çizgileri dışına çıkılmış tasarımların bir araya geldiği bu collage Cartier'in kozmik bir enerjisinin bir ürünü diyerek geçiştirebiliriz ancak beyaz ile siyahın arasındaki milyarlarca ara tondan birisi olan argentun siyaha daha metalik bir form kazandırdığı büyük bir gerçek. Çetin ceviz bir şehir kadını izlenimi veren argent ve siyahın buluşması her ne kadar soğuk dursa da bazen hepimizin hayata karşı sert bir duruş sergilememiz gerektiğini düşünüyorum. Siyah çok esnek bir renk aslında. Sadece hangi renk ile kullandığınız önemli. O kadar...







 Morun asil yapısı siyahın esnekliği ile buluştuğu zaman muazzam bir güç ortaya çıkıyor ki bu sebepten dolayı bu ikili bir araya geldiği zaman davetkar ama bir o kadar da gizemli bir sunum ortaya çıkıyor. Masumane bir vahşiliğin tadı her zaman damaklarımızda hissetmek istediğimiz bir tat ki eger benim gibi bir siyah takıntınız varsa bunu sağlayabileceğiniz yegane renk mor'dur. Siyah aslında çok depresif bir renktirde. Mor'arırsanız, tüm karanlıklar dağılacaktır. (Benim bu şairane sözlerim artık iç bayıcı hale geldi biliyorum. Sakin kızlar sona geldik.)











Bu haftaki obsession  turumuzun sonuna geldik. Üzülmeyin. Dahası var.




2 yorum:

alice dedi ki...

bu sezon nasıl da taktım siyaha.. hep elim siyaha gidiyor, benim bile içim karardı! ama her zaman bir klasik değil mi siyah! <3

j.d. dedi ki...

Hepsine bayılabilir, ölebilir miyim?
Hem yazı hem seçimler harika! ♥