Réprimande

Aslında şu sıralar pek yoğunum. Yoğunluk derken 7/24 iş değil... Dersler, sınav telaşı falan öyle. Baksanıza Nisan ve Mayıs kombinlerini bile sizinle paylaşamadım. Hazır halbuki... Kafamı kurcalayan o kadar çok şey var ki ! Kendimi 28 beden Zara skinnynin içine güç bela girmiş gibi hissediyorum. ( Zara'nın 28 bedeni var mı ? ) Aslında sorun burada kendimi çok sıkıyorum. Biraz serbest bıraksam... Bırakamıyorum. Nedenini bilmediğim bir şekilde bırakamıyorum. Hatta bu sebepten adam akıllı alışveriş bile yapamıyorum.


Sanırım artık dönüm noktasına geldim. Düşünsenize, 4 yıl bir önce okula başladınız... Cehennemin dünyadaki hali gibiydi benim için. Dexterlarım hariç her şey benden büyüktü. Ceketim, kravatım, gömleğim, okulum, hayallerim... Sahip olduğum her şey büyüktü benden. O kadar yük vardı ki... Zaten okulun 2. günü fizik dersine kadar dayanabildim bu strese... 



Olaylar çok farklı bir hal almıştı. Kaçışım yoktu. Dört bir yanım duvarla kaplıydı sanki. Nasıl geçer günler derken kendi cennetimi yaratmışım, hiç fakında değilmişim. Şu sıralar anlıyorum. 4 yıl boyunca derma çatma insanlar arasında kaybolmuş tam 20 tane "Efe" bulmuşum. Bir ülke, bir dünya kurmuşum farkında bile değilim. Kendi ellerimle zoraki yarattığım dünyamı kendi ellerimle isteyerek yıkıyorum. Daha iyilerini yaratmak, bir bağ-ı irem gülşen-i oluştrmak için. O 20 insanı ise daima çantamda taşıyorum. Deveye hörgücü ağır gelmez nasıl olsa...



Geçen gün dolabı temizledim. Aslında daha çok temizlikten çok rötarlı eski anılardan kurtulma operasyonu vol. 546574235 oldu. Bir fotograf buldum ve saatlerce duvara boş boş baktım. Öyle aamlı şaamlı bir fotograf değil... Derken telefonum çaldı ve öteki uçta beynimin unutmaya çalıştığı ses. Ve o ses o gün bir isimle eşleşti. Brandroomlar, MCQ'lar, Audiler, kafamda uçuşmaya başladı. Ve birden her şey yerli yerine oturdu. Sanki saatlerdir telefon açıkmış ve o hiç susmadan konusuyormuş gibi geldi. Halbki telefonu açalı yarım dakika olmuştu...



Yeterince sorunum varken seni dinleyemezdim özür dilerim. Zaten yorgunum. Hele konu sen isen yorgunluk katsayım 0,9998 ile çarpılıyor.Ve Mayıs... Mayısın attığı kazıklar vol 1. diye'de yazmışım ajandaya. Duyruluur ! Sevgili arkadaşım bunu unutmayacağım. (Bu arada Mayıs bir insan. antiparantez belirteyim dedim.) Nisan ayı benim için yeterince sorunlu geçmişken, Mayıs beni neden yoruyosun ?



Serdar'a bağlamadan önce seninle bir şey paylaşmak istiyorum.Ama şimdi değil! Belki sonra... Yanlız kaldığımızda. Ben şimdi Etro t-shirtimden ve eskimiş Gabbana iç çamaşırlarımdan kurtulmaya gidiyorum. Yardım etmek istersen ben hep buradayım. Biliyorsun "this is my hoouuusee !!! "
 efegeozden



1 yorum:

Aleksa Marić dedi ki...

Sex and the city!

www.style-trigger.com